iş bu yazı istek dahilindedir..
şimdi inceden hayalkırıklıkları yaşar her insan. ha bazen ince olamayacak kadar çok olur ki konu içi gözükse de şu anda dışı. ufak tefek kırılmışlıklarım oldu benim mesela. ama çoğu zaman içimi boşlukla kaplıycak kadar bişey olmadı. neyse efendim vakt-i zamanında haylicene bir grubumuz vardı çalar sölerdik. baya da ciddiye aldık filan her gruba nasip olmayacak derecede prova parası dağıttık çeşitli ilçelerde çeşitli stüdyolara. gel gelelim bir vakit sonra cebe fena yansımaya başladı bu durum. sonra hayal kurduk baya baya işte bi ev alırız stüdyo yaparız içine üç beş yatak atar orda kalırız. millet isteyince gelir gider. fasa fiso tabi.zaten her grup ismi ve logosuna sahip grup elemanı bu hayali kurmuştur heralde. olmayacak duruma olsada yesek demekten hoşlanıyo bazen insan evet ama bizde o hesaptık biraz. ha ben aslında olmayacağını biliodum dersem yedirirmiyim ? sanmıorum.
19 Eylül 2008 Cuma
16 Eylül 2008 Salı
bozsun
iki gündür bi çılgınlık hali var bu bünyede
zamanı toparlıyamıyorum pek
içimden birşeyler geçiyo onuda yapasım olmuyo sonra
dün bunu sıcaklara vurmuştum
mesala(mesela mı yoksa)
bugün neye vurcam bilmiyorum
eskiden tüm gün müzik dinler
oyun oynar zaman geçirirdim
şimdi kesmiyo bunlar mesela
gitcem de gitcem de
o da olmuo
keşke zamanında kalıbımı kırıp gitseydim
o kadarda gaza gelmiştik
neyse işte
havalar bozarda kendime gelirim belki
bozsun evet bozsun
hepten bozsun
anca o zaman toparlanabiliyorum
zamanı toparlıyamıyorum pek
içimden birşeyler geçiyo onuda yapasım olmuyo sonra
dün bunu sıcaklara vurmuştum
mesala(mesela mı yoksa)
bugün neye vurcam bilmiyorum
eskiden tüm gün müzik dinler
oyun oynar zaman geçirirdim
şimdi kesmiyo bunlar mesela
gitcem de gitcem de
o da olmuo
keşke zamanında kalıbımı kırıp gitseydim
o kadarda gaza gelmiştik
neyse işte
havalar bozarda kendime gelirim belki
bozsun evet bozsun
hepten bozsun
anca o zaman toparlanabiliyorum
15 Eylül 2008 Pazartesi
14 Eylül 2008 Pazar
kap-lumba

içi bir dışı bir insan olmak nedir bilir misin kaplumbağa ?
nedir söyleceklerini-bileceklerini düşünmeden söyleyebilmek karşındakine
nedir saklayabilmek gözlerini karşındakiler anlamasa bile seni
nedir var olmak elinde tek seçeneğin varken ;
ki o seçenek sana türlü oyunlarla hoşçakal derken.
nedir geceleri gökyüzünden bulutları silebilmek
ayın o'na parlamasını sağlayabilmek için.
koşmak nedir bilirmisin kaplumbağa ?
tüm insanlar koşarlarken tek bir amaca
olabildiğince geriye koşmak
takılmadan ayakların kaldırımlara
ve her kaldırımda bilerek onun ayaklarının ters yöne gittiğini..
saklanamamak nedir bilir misin kaplumbağa ?
taşıyamamak yanında evini
ısınamamak bir daha kimsenin yanında
dokunamamak bir evin duvar kağıtlarına
kısa yaşamak nedir bilir misin kaplumbağa ?
o nu yeniden görmeden yok olmak
ya da
yok olmak onu yeniden görmeden..
13 Eylül 2008 Cumartesi
karga
gün itibariyle yeni yeni açılımlara girmiş bulunmaktayım dikkatinize sunulur. ancak bişey farkettim ki üsteleyen insanlar kesinlikle sıkmaktadırlar. ha bunu bende yaptım. hani besle kargayı oysun gözünü varya o aslında gerçek. beslenen karga gözü oymaya niyetlidir efendim. niye diycek olursanız önce beslersniz yem vermenize alışır sonra ki göz oyma kısmı ise tamamen intikam amaçlıdır. ancak kargaya görünce mesela 'höt' deseniz size kıl olur da bişe y yapmaz yada mesafeli takılır ' aa ne şirin şeysin sen böle(!)" diyip topuklarsınız o zamanda siz onun için yoldan geçen iyi insan oluverirsiniz şayet sizi tanımaz. tanısa gözünüzü bırakın gözünü oyabilceği garantisi bile verebilirim. ha tüm insanlık karga misalimidir derseniz tümden olmasada alıyım alıyım mantığıyla yetişmiş yeni nesil(ki içinde bok atsakta bizde bulunmaktayız efendim) göz oyma kısmını zevkle yerine getirecektir. yeni açılımdan kastım göz oymaya niyetli oyma ihtimali yüksek yada yemledikten sonra sizin arkanızdan diğer kargalara ne boktan yem verdiğinizi anlatan kargalardan uzak durmaya bi nebze yakınlaşmaktır. açılımlar etrafın "kolla .ötü" pratiğinde olduğu bir ortamda sınırlı kalmaktadır. umut ederim düzen bir gün değişir. kargaları kötülleştiren insanoğlu bir gün komünal yaşamlarından örnek alırda bizde benimkinin gibi veya yüz katı iyi şekilde yazılmış "çemkirme" amaçlı bol sanatçı soslu bu tip blog paragraflarından kurtuluruz. o güne kadar yoldaşlar; yeni açılımlara devam.
11 Eylül 2008 Perşembe
5 Eylül 2008 Cuma
gönderilen ve gönderilemeyen mesajlar
dün akşamdan beri süren bezirgan saltanatım çekingen tavırlarıyla hepinizi selamlar. selamlarken de iletir bu adamın yazması gerek satırlar atması gereken mesajlar var diye. bilirim. bilirim fakat cep telefonu icat edildiğinden insnalar messenger sobetlerine daldığından bu yana olumlu gelişmeler kaydetmelerine rağmen şahsı muhterem ben kişisi zerre ders almamıştır bu rahatlıktan. diyceğim o ki zor ve yoğun kalp çarpıntılı yazdığım mesajı zar zor ilet dedikten sonra bile moderen hayatın gazabına uğramam aslında ders almayışımın haklı bi göstergesi olabilir. ki bu zat-ı muhterem kadıköy dönüşünde yağan yağmuru durduracak; emek sinemasına yakın herhangi bir yerde seçilen on yüz bin pipetten patlak olanı seçebilcek kadar şansı yağver giden bir kişidir. sorunda esasen burdan kaynaklanmaktır belkide. gözünü sevidğimin aveası saçma sapan mesajları saniyesinde yollarken şu günlerime yön vericek içimi kıpraştırabilcek mesajı ısrarla yollamamaktadır efendim. iki denemede sonuç vermemiştir bu duruma. şindi ben kendi çektiğim patlak pet şişelere mi yansam yoksa muhterem cep telfonu hat sahibine mi çatsam(yazdıktan sonra farkettim ki evet o da benim) ne'apsam bilemedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)