26 Temmuz 2010 Pazartesi

syg

yirmiden sonra geçen zamanın kahramanıyım..
yüzümden geçen ufak çizgilerin yol arkadaşı
şimdilik farkında değilim seslerinin
yüzüm güneşe dönük ay'ı bekliyorum
sıcaklık soğuğa çalarken
toprak parçalanıyor..
elbet tanışacağız sizinle
ben duygularımı aktarırken yüzümde
siz bana oyunlar oynayacaksınız
geçmişten şimdiye..

4 Temmuz 2010 Pazar

dünya.. korkunç canavarlar paralelinde raks ediyor.
dışardan izleyen oyuncalar da değiliz bu korkunç gösteriyi. haksızlıklara karşı varolamamış bir tanrının büyülü masalında sonunda eşit paylaşımlara kavuşacağımızı kötülük edenin uzaklarda bir yerde cezalandıralacağını sanan çocuklarız sadece. ne de olsa hayalgücüyle mutlu olabiliriz; mutluluğun yoluysa katiyen korkulardan geçer. korkuları aramak için hayali simgelere kapılmaya gerek yok. dakikalık gülüşler sisteminde yaşıyoruz ne de olsa. yarın sana mutlu sözler söyleyebileceğim bile şüpheliyken korku niye?
(monolog)
artık seçimimiz aşağılamaktan yana. büyük küfürler tahtında kibrimizin erdemiyle etrafımızdaki insanlara bakıyoruz. bakmak dersem görmek değil bu. kimin daha yüksekte olduğunu onlara gösterebilmek. değerin, aşağılığın oranında yüksek seyredecek, ardından konuşanlar sana gıpta edecek, toplu cinnetliklerin arasında göze batacaksın.. bir sabah uyandığında senin değerlerinin de dibe vurduğunu görmen umuduyla..

..ya dün

9 Haziran 2010 Çarşamba

iki savaş arasında kalmış bedenleriz
biraz ötemdesin sadece
canlılığını yitirmiş parmakların
üstümüzden geçmiş
kıskançlıkların bin atlısı..
bu sabahın düşleri vardı az önce daha
başını alıpta dik durmak
uçurumun kenarında.
hesaba katılmamışlar
toplamımızı bozdular.
silahını bile al demiştin yanına
benim silahım sendin

18 Mayıs 2010 Salı

varlığım
tren vagonlarının en geri sırasında en arka koltukta uyuya kaldı
son düzlüğüne girdiğimizde yabancılaşmanın
kendini rayların üzerine attı

29 Mart 2010 Pazartesi

üç..iki..bir..

son günlerde eve kapandım
bir buruk gülümsemeler oyunu sergiliyorum
adı "yalnızlığım"
klişe adlar bulmak konusunda üstüme yoktur
bilirsin
bilmediğin seyircisi olmasa da oyunumun
hayalimde her harfine bir insan sığdırıyorum yalnızlığın
z'si sensin mesela
bazen y bazen n
ve bazen nedensizce bırakıyorum oynamayı
her seyircimin yüzü aynı
kırık olsa belki daha rahat hissedeceğim aynamın karşısında
kendimle olan diyaloglarım gibi..
yüzünden ben yansıyorum bir süre sonra
kendi içime bakmaya halim yok
duvarıma astığım yapbozlarım çoktan bozuldu
parçaları oturmuyor bile yerine
elinden geldiğince büyüdü hepsi
sonra bu kişisel hezeyanlarım komedisi ortasında
seyirciler sahneyi bitiriyor aniden
sahneden yansıman
omzumda ki elin
boğazımı tıkayan dilim
senaryomun son rötuşları
kapadığın gözlerini izlediğim gibi
kapatacağım gözlerimi

27 Şubat 2010 Cumartesi

uyan

geçen gece soğuktu biraz
tüm nahoş anılar beynimi yerken
ben uykunun en tatlı kısmında
kendimi yalanlarına inandırmıştım.
çabalamak erdemi
güneşin en kızıl yalnızlığı ardına gizlenmiş
gözlerini kuytulara çekmiş
usulca izleyen
hareketlense dağları devirecek bir hayvan gibiydi
anlamsız anılar süzülmeye devam ettiği
perde de
perde ki sen onları çoktan karanlık boyalarınla
boyamıştın
gözlerim görmesin ama sesini duyabileyim diye
işkencelerin en küçüğüydü bu senin için
bense kasvetli odamda sakat kaldığıma inandım
aydınlık gelmeyecek gibiydi
kızıla boyalı odamda..
sözlerin, umutlarım hepsi toplanmıştı
duvarımda; boyalarında ki ufak çatlaklarda
umutsuzluğu umudum ettiğim bir sabahın sonunda
umulmadık bir şey oldu..
senin etkinden bile daha çok acıdı canım
ve ben senden
uyandım..

16 Şubat 2010 Salı

k.

tanışmadığım bir güneş var
kimileri sıcaklığında ellerini yıkıyorlar
doğum sancısı çeker gibi bulutlar üzerimde
yağmaktan korkuyorlar
sana da olur mu bazen
yatağında yatarken düşlerin karıncalanır..
kapım açık hayaletlerim girsin diye
örtünün altı korkanlar içindir
yerinden kıpırdayamayan vücudum gövde gösterisi
kime neye karşı olduğunu bilemeden
isyan ediyorlar bedenime
gözlerini arıyorum aralarında
yoksun..

var olsaydın
varlığından korkardım..