bardağın dolu tarafına bakmaktan
boş olanı göremez oldum.
azaldıkça içindeki su
yalanlarla oyalanıyorum.
8 Ocak 2009 Perşembe
7 Ocak 2009 Çarşamba
"Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler."
evet nazım hikmet'ten. ve içinde insancıl birşeyler kalan herkesten. 'büyük'ler kendilerini
o kadar kaptırmış ki
büyüklük oyunlarına. çocukları düşünen yok. siz daha dökün kan; din adına, sermaye adına,
toprak adına, çıkar adına
dünyada tek bir saf çocuk bırakmayana kadar dökün kan. savaş boyalarınızı akıtamaz
bi avuç gözyaşı nasıl olsa.
oturun rahat koltuğunuzda ve rahatlığınızın acısını çıkartın suçu olmayan insanlardan.
bir uygarlık kurduk sonunda topraktan. hani ademoğlu gelmişti ya ordan. borcumuz var.
onu ödüyoruz anladım tamam.
ama daha kaç kurban vereceksiniz sapkın inançlarınıza. ötekilerin olmayacağı bir dünya..
ötekilerin olmayacağı..
6 Ocak 2009 Salı
kom
saat, öğlen olmuş 2 de kalkmanın fenalığı içinde öle kalakaldım. kahvaltı adına makinada ısıttığım tostuda fazla ısıtmışım yanık kokusuyla irkildim. gün için yapacak çok şey yoktu aslında. her zamanki gibi hayata bağlanma kayanağının "power" düğmesine tıkladım. beynim radyasyonla dolarken seni hatırladım. ne biçim zaman geçrmiştik lan seninle. hani böyle aralıklı aralıklı. aslında ortada olan pek bişeyde yoktu. ama bağlılık vardı hani. sen gidene kadarda öyle sürdü. genelde sevincimi kıskançlık üzerinden nefrete dönüştüren bi insandım. aklımdan bunlar geçerken farketmeden emeseni açtım. ne gelen mail vardı ne de giden. zaten son zamanlarda gelen maillerin çoğunluğu forward ya da spam maillerdi. sana hiç mail yazmamıştım o geldi aklıma. acaba beklemişmiydin benden ? hani bi pazar sabahı böyle açıpta bilgisayarı "ah bana mail atmış canım" demişmiydin ? hiç sanmıorum. hem sen bana canım demezdin. desen desen odun filan derdin. niye bilmiorum. bazen dilimizde sürçerdi konuşurken beraber. araya yabancı diilerde şeyler katardık. sonra sen bana şarkı söylerdin. bende eşlik ederdim ama senin sesimi bastırmana özen gösterirdim. sesim kötüydü. ama düetimiz girince kulağıma çok güzel geliyordu. detonelerimi kapatıyordun sen. hem sesimde ki hem hayatımda ki. ilk tanıştığımız günler ne kadar acemiydik birbirimize. sabahladık sonra senle şarkılar eşliğinde beraber hiç görmediğim filmler izledik. ama seni benden alan beynimdeki radyasyondu aslında. zehirleniyordum sana baktıkça. şarkılardn alıntı bile yaptım sana bak: 'gözlerim bozuldu bak ne yaptın bana'.. bunları düşünürken hata verdin işte sen. istemeden de olsa. format attım duygularıma.
4 Ocak 2009 Pazar
şifa, pazar, sıkıntı
hastalık arifesi bi garip oluyo. zaten bütün gün evdesin halin yok filan bi de üstüne hastalık. yatalak konuma geldim resmen.
bizim evde pazar günleri balık günü bide. bende balığı hiç sevmem genelde bunu üşengeçliğime verselerde tat olarak beni tatmin eden bir hede değil kendisi. ama diğer deniz ürünlerinin bende ayrı yeri vardır. midye dolma olsun-kendisi yüzünden 1 hafta karın ağrısı bile çektim- kalamar olsun o olsun bu olsun hoştur hepsi ayrı ayrı. ama işte gel gelelim balık. yok olmuyo ya. eskiden pazar günleri pazartesiden önceki gün olduğu için sıkıcı geçer ya benim içinde pazar futbol programlarıyla özdeşleşmişti. sonunda nefret ettim bende futbolla ilgilenmiosam tek nedeni budur. parlimen sinema kulübü vardı halbüki ne güzel niye kaldırdılar hem geç yatma bahanesiydi o. tüm ev toplanıp film izlioduk ne güzel sonra yerini diziler aldı o büyüde kayboldu.bi ara şahane pazar mı ne vardı sanırım pazar günü griliğini siyaha çeviren başka bi program. televizyondan böyle soğudum ben pazarlar sayesinde. şimdi ise özellikle okul sonrası gün kavramı kaybolduğu zamanlar dışında kalan zamanda pazar gününü boka çeviren etken balık. illa bişey bulucam zaten o boşluğu dolduruyo bi yerde. küçükken balık yağı hapları vardı bide onları yutardım devamlı istemeden. acaba ordan kalma bişey mi diorum bu balık karşıtlığı.
hem kim ayıklıcak o kadar kılçığı?
bizim evde pazar günleri balık günü bide. bende balığı hiç sevmem genelde bunu üşengeçliğime verselerde tat olarak beni tatmin eden bir hede değil kendisi. ama diğer deniz ürünlerinin bende ayrı yeri vardır. midye dolma olsun-kendisi yüzünden 1 hafta karın ağrısı bile çektim- kalamar olsun o olsun bu olsun hoştur hepsi ayrı ayrı. ama işte gel gelelim balık. yok olmuyo ya. eskiden pazar günleri pazartesiden önceki gün olduğu için sıkıcı geçer ya benim içinde pazar futbol programlarıyla özdeşleşmişti. sonunda nefret ettim bende futbolla ilgilenmiosam tek nedeni budur. parlimen sinema kulübü vardı halbüki ne güzel niye kaldırdılar hem geç yatma bahanesiydi o. tüm ev toplanıp film izlioduk ne güzel sonra yerini diziler aldı o büyüde kayboldu.bi ara şahane pazar mı ne vardı sanırım pazar günü griliğini siyaha çeviren başka bi program. televizyondan böyle soğudum ben pazarlar sayesinde. şimdi ise özellikle okul sonrası gün kavramı kaybolduğu zamanlar dışında kalan zamanda pazar gününü boka çeviren etken balık. illa bişey bulucam zaten o boşluğu dolduruyo bi yerde. küçükken balık yağı hapları vardı bide onları yutardım devamlı istemeden. acaba ordan kalma bişey mi diorum bu balık karşıtlığı.
hem kim ayıklıcak o kadar kılçığı?
3 Ocak 2009 Cumartesi
durağan bir gece yarısı
sözcükler dökülürken dilsiz ağızlardan
uyanık bir ten göz kolluyor perdelerin ardından
ışığı yansıyor ayın
ve bitmiş tükenmiş şarkıları
gece tenhalarının
kırmızı dokunuşuları gibi şarabın
yıllanmış ve beklemiş dudakları
hissediyor yavaşça dünden kalanları.
toprak göğü kucaklarcasına
açılırken kollarıyla
tadını kaybediyor
perdeleri aralıyor ten dünyaya
gözleri kısık
ve sözleri senin gibi
ne bi' yanım ne de his, sıcak
bırakıp gitmek demiştin
ya;
bırakıp gitmekti en çok seni hatırlatacak..
sözcükler dökülürken dilsiz ağızlardan
uyanık bir ten göz kolluyor perdelerin ardından
ışığı yansıyor ayın
ve bitmiş tükenmiş şarkıları
gece tenhalarının
kırmızı dokunuşuları gibi şarabın
yıllanmış ve beklemiş dudakları
hissediyor yavaşça dünden kalanları.
toprak göğü kucaklarcasına
açılırken kollarıyla
tadını kaybediyor
perdeleri aralıyor ten dünyaya
gözleri kısık
ve sözleri senin gibi
ne bi' yanım ne de his, sıcak
bırakıp gitmek demiştin
ya;
bırakıp gitmekti en çok seni hatırlatacak..
1 Ocak 2009 Perşembe
iki kere bin dokuz
aras sırasını savmış eh madem yazalım bizde bi mektup 2009'a..
sevgili 2009,
2008 gibi dünya genel statüsü açısından boktan bir şekilde gelmiş olsan bile; ilk geldiğinin gecesi itibariyle neşe ve sevinç getirdin evimize. ben daha önceki yıllarda da çok ümitliydim şimdi senden de ümitliyim. o kadar ki kendimi daha bi dinç ve pek tabii fiziksel yaşıma oranla genç hissediyorum. niye diye sorarsan ben hep tek rakamları filan sevdim şindi senin sonunda 9 tek hem
hem bi kedidir tutturduk ya kedi dediğin 9 canlı tam bana göre. ikibin9 senden kalpsel durumlar hakkında ümitlimiyim bak işte orasını bilmiorum. hani olsada olur olmasa da olura döndü artık iş. yaklaşık ilk 3 aylık ömründe güzel şeyler olursa eğer senle iyi anlaşıcaz bence yok aynı tas aynı hamamsa ben sana sonuna kadar güvenimi kaybetmiycem. bu mektubu biliyorum çok daha büyüdüğünde okuyacaksın. o zaman duygulanmanı vay be neler yazmışlar bana demeni beklemiyorum. muhtemelen aynı konumda olan sana mektup yazan kişiler olacaktır. ulan herkes senden bişey bekliyo bence 9 olmanın değerini atlama. küçüklerini sev büyüklerini say. herkesi de sayma. adam olanı say. kucak dolusu sevgiler sana. dünyaya mutluluk ver biraz. paylaşalım. öptüm 9.
kimi mimliyim ben şindi okuyup etkilenen varsa yazsın :) bana bi haber verse olur.
sevgili 2009,
2008 gibi dünya genel statüsü açısından boktan bir şekilde gelmiş olsan bile; ilk geldiğinin gecesi itibariyle neşe ve sevinç getirdin evimize. ben daha önceki yıllarda da çok ümitliydim şimdi senden de ümitliyim. o kadar ki kendimi daha bi dinç ve pek tabii fiziksel yaşıma oranla genç hissediyorum. niye diye sorarsan ben hep tek rakamları filan sevdim şindi senin sonunda 9 tek hem
hem bi kedidir tutturduk ya kedi dediğin 9 canlı tam bana göre. ikibin9 senden kalpsel durumlar hakkında ümitlimiyim bak işte orasını bilmiorum. hani olsada olur olmasa da olura döndü artık iş. yaklaşık ilk 3 aylık ömründe güzel şeyler olursa eğer senle iyi anlaşıcaz bence yok aynı tas aynı hamamsa ben sana sonuna kadar güvenimi kaybetmiycem. bu mektubu biliyorum çok daha büyüdüğünde okuyacaksın. o zaman duygulanmanı vay be neler yazmışlar bana demeni beklemiyorum. muhtemelen aynı konumda olan sana mektup yazan kişiler olacaktır. ulan herkes senden bişey bekliyo bence 9 olmanın değerini atlama. küçüklerini sev büyüklerini say. herkesi de sayma. adam olanı say. kucak dolusu sevgiler sana. dünyaya mutluluk ver biraz. paylaşalım. öptüm 9.
kimi mimliyim ben şindi okuyup etkilenen varsa yazsın :) bana bi haber verse olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)