22 Ekim 2010 Cuma

bam bam bam!
tek sıra halinde geçiyor tabutlar gözümün önünden
tabut kıyısında güneşlenen bir kaç sahil kaçkını
gökyüzü yağmurlu bugün; yağmur yere düşmekten bıkkın
insanlar kaçışırken ıslaklığından
kaçkınlar kumdan kaleler yapıyorlar çömelmiş yere
kalelerden tabutlar çıkıyor
tabutlar kırmızı kurdelalı
bağlarını çözersem benim olur mu hayalleri
dans eder miydik kumların yağmuru altında
ve çökerken kalelerimiz tanımazlıktan geldiğimiz tanrının
gözyaşlarından
sana söylemek istediklerim var
ama yalnız kalmalıyız
kaleler yıkılırken bir su tabancısı tarafından
sana söyleyeceklerim var
bam bam bam!

10 Eylül 2010 Cuma

bulut

uygun adım uçarak bir sahil kasabasına yönleniyorum
ayaklarım altında denizin göz alabildiğine uzanan masmavi rengi
çıplak yamaçları az ağaçlık kuru tepeleri gördükçe
gökyüzünün bulutlarla çizilmiş masum yüzüne kayıyor gözlerim
ansızın kalbimde bir ateş
daha sakin, daha mağrur veya daha ürkek olmak için kimbilir
arınmayı bekliyorum sadece
ayaklarım deniz suyunda sendeliyor
bir.. iki.. üç..
çekirgenin sıçrayışından denize düşüyüorum
kalbim soğuğundan tenhalığa düşüyor
gözlerimi açıyorum
pencereden yüzüme
bir bulutun yansıması vuruyor

5 Eylül 2010 Pazar

yok.

sensizliği rüyamda gördüm
yalnızdım
pencerelerim ve parmaklıkları
dışardan gelen; oyun oynamaya yer bulamayan
çocuk sesleri
bir simitçinin sabah şarkısı
yol kenarında
çöplerden yiyecek arayan kedilerin kavgası
seslerin karmaşıklığında
sen yoktun
insan, olur ya ara sıra
hükmedebilir rüyalarına
benim yüzüme güneşin vurmasıyla sona erecek krallığımda
sen yoktun
hiç olmamış gibi
dışardan gelen yağmurun sesi
açık pencereden çiseleyen yağmur
uyandırırken beni
uyandım..
sen zaten yoktun..
hiç olmamış gibi..

29 Ağustos 2010 Pazar

beşbuçuk kez öldüm ben
insafsızca, zalimce dediklerini harfiyen uyguladım diye;
benim olmayan kurallarına inandım diye..

kedi derler dokuz canlı
geriye bu durumda üçbuçuğu kaldı
korkma uğramaz yanına korkumun sayısı
ellerim kenetli karşında kaldıramam başımı
kılıcın keskin, kanlı kabzası
tüm canımı alsada bu laf salatası
kararırken gözlerim
sahte inançlılarına inat
üzgünüm..
söyleyemeyeceğim bana dayattığın o şarkıyı..

12 Ağustos 2010 Perşembe

terch

kendimi plastik kaplarınla sınırlamayacağım..
sorun mutlak hakimiyetiniz değil zaten
doğru bildikleriniz ellerinizi kelepçeleyen
bırakırsan beni "umrumda mı" diye soramam sana
sense umursamazlığınla dünyayı kurtarmaya çalışıyorsun bir de.
uyanman için haplar hazırladım sana
biri sağında diğeri solunda
hangisini tercih edeceksin ?
yoksa tercihlerinin bile esiri misin?

26 Temmuz 2010 Pazartesi

syg

yirmiden sonra geçen zamanın kahramanıyım..
yüzümden geçen ufak çizgilerin yol arkadaşı
şimdilik farkında değilim seslerinin
yüzüm güneşe dönük ay'ı bekliyorum
sıcaklık soğuğa çalarken
toprak parçalanıyor..
elbet tanışacağız sizinle
ben duygularımı aktarırken yüzümde
siz bana oyunlar oynayacaksınız
geçmişten şimdiye..

4 Temmuz 2010 Pazar

dünya.. korkunç canavarlar paralelinde raks ediyor.
dışardan izleyen oyuncalar da değiliz bu korkunç gösteriyi. haksızlıklara karşı varolamamış bir tanrının büyülü masalında sonunda eşit paylaşımlara kavuşacağımızı kötülük edenin uzaklarda bir yerde cezalandıralacağını sanan çocuklarız sadece. ne de olsa hayalgücüyle mutlu olabiliriz; mutluluğun yoluysa katiyen korkulardan geçer. korkuları aramak için hayali simgelere kapılmaya gerek yok. dakikalık gülüşler sisteminde yaşıyoruz ne de olsa. yarın sana mutlu sözler söyleyebileceğim bile şüpheliyken korku niye?
(monolog)
artık seçimimiz aşağılamaktan yana. büyük küfürler tahtında kibrimizin erdemiyle etrafımızdaki insanlara bakıyoruz. bakmak dersem görmek değil bu. kimin daha yüksekte olduğunu onlara gösterebilmek. değerin, aşağılığın oranında yüksek seyredecek, ardından konuşanlar sana gıpta edecek, toplu cinnetliklerin arasında göze batacaksın.. bir sabah uyandığında senin değerlerinin de dibe vurduğunu görmen umuduyla..

..ya dün