şık görünmeyen bir kızla yarışıyoruz yolda
ayağında tabanı rahatsız bir ayakkabı
o hızlı,
benim bacaklarım ondan fazla ağrıyor
ıslak yollara vitrinlerin ışığı vuruyor
görünür görünmez gölgelerimiz yan yana
kimi zaman ayrı
aynı sokaklara dönüyoruz kendimizi kandırmadan
birbirini takip etmenin rahatsızlığı
geçmişten bir kare getiriyor gözlerimin önüne
bir
tren yolu altı
aynısı değil yaşadığım farklı yönlere kaçmak isteği
ağır basıyor..
sonra karşılaşıyoruz tekrar yolum üstünde
yağmur yağıyor
o kaçmıyor;
ben kaçıyorum.
boğaya doğru çıkan bir otobüs camı
trafik ışıkları önce cama sonra gözlerime yansıyor
hafif buğulu cam
yeşil veya kırmızı
bacaklarım ağrıyor..
4 Ekim 2009 Pazar
peki ben sana ne yaptım ?
yapamadıklarım çığ gibi büyürken gardrobumda
suskunluk demirden miğfer yüzümde
sesimi duymama sebebin..
korkuların beni görünce büyür
büyüdüğü gibi düşlerimizin
zamanım kayboldu
hükümsüzdü
hüküm senin..
sen başka zamanların girdabında yatarken
uykun kaçtığında hatırlarsın belki;
gece karanlık
ne bir ses var
ne de ışık..
yapamadıklarım çığ gibi büyürken gardrobumda
suskunluk demirden miğfer yüzümde
sesimi duymama sebebin..
korkuların beni görünce büyür
büyüdüğü gibi düşlerimizin
zamanım kayboldu
hükümsüzdü
hüküm senin..
sen başka zamanların girdabında yatarken
uykun kaçtığında hatırlarsın belki;
gece karanlık
ne bir ses var
ne de ışık..
19 Eylül 2009 Cumartesi
oda
ve bir sabah uyandığında kendini buldu '..
odasının kapısı kapalı
ters dönmeleri sancılıydı
açmasınlar diye bekledi kapısını
ne açılmak istiyordu
ne açıkta kalmak
rüyaları ihanet etti kendisine
çocuklar vardı önceden
toplanıp hayalden şatolara saldırırlardı
o çocuklardan da olmadı
suçu neydi? böyle kalmasının.. sebebi ?
açlığını bastırdı
nicedir gördüğü sadece boş duvardı
kapı aralanırdı kimi zaman
boş bir rüzgar
hoş bir serinliğin
kırıntılarından ayrılıp ona uğrardı
sonra uyudu bir gün
rüyasında bembeyaz ormanın tek yeşil insanıydı
koştu beyazın karartılarının dibinden
bir yeşil daha görmek için yeniden
ayağı takıldı
yuvarlandı
gözlerini açtığında..
bir sabah odasındaydı
yeşile boyalı penceresinden kulaklarına gelen
'siz olmasanızda kendime yeterim ben'
odasının kapısı kapalı
ters dönmeleri sancılıydı
açmasınlar diye bekledi kapısını
ne açılmak istiyordu
ne açıkta kalmak
rüyaları ihanet etti kendisine
çocuklar vardı önceden
toplanıp hayalden şatolara saldırırlardı
o çocuklardan da olmadı
suçu neydi? böyle kalmasının.. sebebi ?
açlığını bastırdı
nicedir gördüğü sadece boş duvardı
kapı aralanırdı kimi zaman
boş bir rüzgar
hoş bir serinliğin
kırıntılarından ayrılıp ona uğrardı
sonra uyudu bir gün
rüyasında bembeyaz ormanın tek yeşil insanıydı
koştu beyazın karartılarının dibinden
bir yeşil daha görmek için yeniden
ayağı takıldı
yuvarlandı
gözlerini açtığında..
bir sabah odasındaydı
yeşile boyalı penceresinden kulaklarına gelen
'siz olmasanızda kendime yeterim ben'
21 Ağustos 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)