siz yokken ben
kendimi gökdelenin tepesinden aşağıya bıraktım.
uçarken kollarımı açtım
geçmişide topladım.
şimdi kafamda 10 yüz bin baloncuk
sorunları
beton zemine doğru yol almaktayım.
bide siz yokken ben
aşık oldum
adını bile bilmediğim birine
kadıköy pendik otobüslerinin o gece tenhalığı içinde
gözleri gözlerime bir kez değmiş birine.
siz yokken kıskandım ben
çok kıskandım
yeni yeni sayfalarda aldattım.
sonra yediğim yemeğin içtiğim suyun tadı kalmadı.
boğazımda ağlamadan önceki o düğüm
yatılı bir hal aldı.
siz yokken ben
yeni insanlar tanıdım
sonra gereksiz çıkarımlar yaptım
bağlantılar saptadım.
sonuçta aynı noktaya vardım.
siz yokken ben
şapkamı önüme koydum önce
içinden tavşanlar çıkardı eskiden
hani bi şarkıda söylediği gibi
tavşanları bulamadım.
siz yokken ben
yine
hastalıklardan döndüm.
geceleri konuşcak kimsem yoktu yüzde elli
şimdi hiç yok bulabilcek teselli.
siz yokken ben
kelimelerde cambazlık yaptım.
yaptım da neye yaradı ?
beton zemine yol alırken bunu hatırladım.
siz yokken ben
kartondan hayaller yaptım
çatısının altında
yağmurdan sığındım.
siz yokken ben
korktum
ürktüm
ama ağlamadım.
ağlasaydım boğulucağımı anladım.
siz yokken ben
elim gitti telefona bi iki kez
sonra baktım şov mast go on dedi tanrı
ben yerimde sayıyordum
ama şov devam ediyordu.
tanrı beni unutmuştu belki.
belki size yol çiziyordu
sözlerimi geri aldım
tanrıya inandım
yalnızlığa
çakıldım.
28 Ekim 2008 Salı
17 Ekim 2008 Cuma
okur yazar
90.(!) yazımı siz değerli okuycularıma ithaf ediyorum.
sizlere bir konuşma hazırladım izninizle;
"
-
-saolun."
sizlere bir konuşma hazırladım izninizle;
"
-
-saolun."
distorsiyon
ey kötülüklerin, gücün ve ahlakın koruycusu.
tapındığın putların altında ezerken seni. heykellerin tutmayan kollarından yenbir öngörü işliyorum bilinçlere. mutlak suretle zamanın üç çıkmazından geçen altın sarısı saçlı zihin. ve zihnin kıvrımlarında yaşayan yeni tenin. toprağın örtüsü.
*
tapındığın putların altında ezerken seni. heykellerin tutmayan kollarından yenbir öngörü işliyorum bilinçlere. mutlak suretle zamanın üç çıkmazından geçen altın sarısı saçlı zihin. ve zihnin kıvrımlarında yaşayan yeni tenin. toprağın örtüsü.
*
minyatür masturbasyon
giriş.
bu teatral portremi çizerken ;
çoğu kişinin görmeyeceğini biliyorum.
gelişme.
ama kralın kıyafetleri sadece akıllılara gözükür.
sonuç.
ve ben iç çamaşırlarımı giymeden aklımı kullanacak değilim !
bu teatral portremi çizerken ;
çoğu kişinin görmeyeceğini biliyorum.
gelişme.
ama kralın kıyafetleri sadece akıllılara gözükür.
sonuç.
ve ben iç çamaşırlarımı giymeden aklımı kullanacak değilim !
15 Ekim 2008 Çarşamba
soru işareti
sırtı dönük bana
enlem ve paralellerin
dört işlemden bile beni en çok seven
çıkarma ve bölmeyken
sınıf belirleme sınavlarına
ne anlamı var isyan etmenin ?
enlem ve paralellerin
dört işlemden bile beni en çok seven
çıkarma ve bölmeyken
sınıf belirleme sınavlarına
ne anlamı var isyan etmenin ?
.lesişik
bi yazı yazdım
sonra sildim sonra yine yazdım
anlatmanın anlamsızlığı geldi sonra aklıma
çünkü anlatsaydım şu aşağıdaki kısmı gibi olucaktı sildiğim yazının
yine kocaman heykeller gözlerimi karartacaktı.
tercih meselesi herşey
ben dışında kaldım, kaldırıldım
orda bırakıldım. sonra orda olduğuma kendimde inandım.
hayatımız kalem kutularımıza benziyo bence
ben hep karalardım. içini düzenlerken bile
kalemlerin kendine ait yerlerini hazırlardım.
bundan zevk alırdım örneğin
ama hep dikkat çekmeycek kadar yırtılmış, dağınık, kirli kaldı kalem kutularım.
" ....ama ben saygı duydukça o kadar çok, o kadar büyük heykeller geldi ki yamacıma. kendi heykelimi yerleştirecek bi aralık bulamadım etrafta. "
sonra sildim sonra yine yazdım
anlatmanın anlamsızlığı geldi sonra aklıma
çünkü anlatsaydım şu aşağıdaki kısmı gibi olucaktı sildiğim yazının
yine kocaman heykeller gözlerimi karartacaktı.
tercih meselesi herşey
ben dışında kaldım, kaldırıldım
orda bırakıldım. sonra orda olduğuma kendimde inandım.
hayatımız kalem kutularımıza benziyo bence
ben hep karalardım. içini düzenlerken bile
kalemlerin kendine ait yerlerini hazırlardım.
bundan zevk alırdım örneğin
ama hep dikkat çekmeycek kadar yırtılmış, dağınık, kirli kaldı kalem kutularım.
" ....ama ben saygı duydukça o kadar çok, o kadar büyük heykeller geldi ki yamacıma. kendi heykelimi yerleştirecek bi aralık bulamadım etrafta. "
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)