kış olunca insanlar gidiyor; dört duvar arasına ya da yeni hayatlarına demeli buna. manidardır kışın bir şeyler değişir diye beklersin hayattan. havalar soğur sanki kendini uyandırmak ister gibi daha fazla yağmur olur, kar olur. toprak tazelenir filan. ama artık bir bok olmuyor. ölü insanlara alıştığımız gibi tv'ler den, görsel medyadan. bu değişmeyen yalnızlığa da alışabildik zamanla. yanımızda dönemsel arkadaşlarımızı taşıyoruz artık. diğerleri kışın olmayan yiyecekler gibiler.
kitaplardan alıntı yapan insanlara bakıyorum son zamanlarda. o kadar süslü ki kelimeler. bilmem kimin okumadığım kitabı için suçluluk duymamı sağlamak ister gibi sözlerin arasına döşüyorlar isimleri. o sözcükleri paylaşan sahipleniyor, beğenen sahipleniyor, yorum yapan sahipleniyor da.. bir ben iki yüzlülük gibi görüyorum bu durumu. kış olunca aklım takılıyor böyle şeylere. dört duvara hapsolmaktan belli ki.
soğuk güzel halbüki.. üşürken geçebilmek vapurla bir kıtadan diğer kıtaya. üşümekten korkmamak lazım. uyandırır insanı en zorda olduğu zamanda bile, başın düşecekken, gücün bitmişken. soğuk iyidir çünkü. gözlerini açar. bir zamanlar olanların zaten gerçekte olmadıklarını gösterir. o kadar çok bakmaktan gözlerin ıslanır. batar. şakakların zonklarken ağrı verir tüm düşüncelerine. soğuk iyidir sığınabileceğin kafeler vardır artık, sıcak kahvenin, çayın daha bir anlamı vardır. varsın gitsinler.
hangi kahverengiliğe gideceklerse..
kış, güneşli günlerini yaşıyor şimdi. hava alabildiğine açık. insanlar güzel buluyorlar kuruluğunu yeryüzünün. sokaklara dökülüyorlar. dost sohbetlerinde umurlarında dahi olmayan birbirlerinin hayatlarını irdeliyorlar. kış bir güzellik yapıyor, kendini anlamayanlara kendini anlamak için fırsatlar yaratıyor..
7 Aralık 2011 Çarşamba
bir zaman önceydi
gece söylüyordu şarkımızı
istanbul'un ıssız caddelerinde
yol buluyordu kendine sözcüklerin
gel dedin
gelmeyi istedim
döküldüğü gibi yağmurda
damlaların saçlarına
düşebilmeyi istedim avuçlarına
istanbul söylüyordu
şarkımızı
gel diyordu
yağmurlu bir pazar sabahı
dumanlı masalarına kitaplar konuşlanmış
o kafelerin
ıslak sandalyelerinde yanımda otur diyordu
ben istanbul değildim
aramıza tek sıra şeritler çekmiştim
çağırıyordu şehirler arası yolculuklar
olanca yalnızlıklarına
beni.. gelemezdim.
gelmedim.
gece söylüyordu şarkımızı
istanbul'un ıssız caddelerinde
yol buluyordu kendine sözcüklerin
gel dedin
gelmeyi istedim
döküldüğü gibi yağmurda
damlaların saçlarına
düşebilmeyi istedim avuçlarına
istanbul söylüyordu
şarkımızı
gel diyordu
yağmurlu bir pazar sabahı
dumanlı masalarına kitaplar konuşlanmış
o kafelerin
ıslak sandalyelerinde yanımda otur diyordu
ben istanbul değildim
aramıza tek sıra şeritler çekmiştim
çağırıyordu şehirler arası yolculuklar
olanca yalnızlıklarına
beni.. gelemezdim.
gelmedim.
30 Kasım 2011 Çarşamba
çalışıyoruz yine
çalışmadığımızı kim söyledi ki size ?
sırça köşkleri aratmayacak şekilde
düzenlendi evimiz
kirliliğe bulaşmakta yok artık
tırnakları yüzünden de düzgün
sahip olamadığınız yaşamların
sahipiymişçesine
sahiplenebiliyoruz artık sizi
yeni yetme bir şehvetle
küllerinden doğurduk
bu kaybeden kuytuluğu'nu
'merhaba düşlerim
satılık..
(düşlerim)
sayılamadıkça
büyüyeceğim içlerinde..'
çalışmadığımızı kim söyledi ki size ?
sırça köşkleri aratmayacak şekilde
düzenlendi evimiz
kirliliğe bulaşmakta yok artık
tırnakları yüzünden de düzgün
sahip olamadığınız yaşamların
sahipiymişçesine
sahiplenebiliyoruz artık sizi
yeni yetme bir şehvetle
küllerinden doğurduk
bu kaybeden kuytuluğu'nu
'merhaba düşlerim
satılık..
(düşlerim)
sayılamadıkça
büyüyeceğim içlerinde..'
20 Eylül 2011 Salı
9 Eylül 2011 Cuma
7 Eylül 2011 Çarşamba
...
tren rayları..
sürüncemede..
korkuyla titriyor ağzın
söylemek istediklerin var belli
cesaretsizliğini kırmaya
dört koldan destek veriyor
"tak"-a "tak"-a "tak"-a "tak!"
"son günlerin haber alamayacak benden.."
diyor tren..
"tak-a" "tak-a" "tak"
ve ekliyor:
"konuşmalarımın soğukluğu öylece,
senden sakladığım
harfler var
birleştiklerinde isimler oluşuyor
çift haneli
senden sakladığım 'adı' ve 'soyadı'"
soyu ve adı
"tak-a" "tak-a" "tak!"
'tren rayları..' diyorum
'sonu bilinmez uzaklara
taşıyorlar artık adını..'
sürüncemede..
korkuyla titriyor ağzın
söylemek istediklerin var belli
cesaretsizliğini kırmaya
dört koldan destek veriyor
"tak"-a "tak"-a "tak"-a "tak!"
"son günlerin haber alamayacak benden.."
diyor tren..
"tak-a" "tak-a" "tak"
ve ekliyor:
"konuşmalarımın soğukluğu öylece,
senden sakladığım
harfler var
birleştiklerinde isimler oluşuyor
çift haneli
senden sakladığım 'adı' ve 'soyadı'"
soyu ve adı
"tak-a" "tak-a" "tak!"
'tren rayları..' diyorum
'sonu bilinmez uzaklara
taşıyorlar artık adını..'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)