yalnızlık;
harita metod defterin
yeni bir döneme başlarken
kapağına tav olup aldığın
sayfaları doldukça
sonunda sen olacak sandığın
sen olduğunu anladığın
11 Ağustos 2011 Perşembe
çamur
ne geri dönecek bir ev
ne sığınacak bir liman var
kimsenin hayatına karışmadım
hayatımın kirlenmesinden korktuğumdan değil ama
yoksa zaten kirliydi bedenim
günde üç öğün çamur yağardı üzerime
cesaretsizliğimi heykelleştirmek ister gibi
erken katılaşırdı
heykeltıraşlar için bulunmaz cennet olduğunda evim
birilerine karışmaya karar verdim
ikindi vakti yağmur dinince çıkıp baktım
dönebilecek evlere
dinlenilecek limanlara
hepsi heykelleşmiş
hepsi çamur kaplıydı
ne sığınacak bir liman var
kimsenin hayatına karışmadım
hayatımın kirlenmesinden korktuğumdan değil ama
yoksa zaten kirliydi bedenim
günde üç öğün çamur yağardı üzerime
cesaretsizliğimi heykelleştirmek ister gibi
erken katılaşırdı
heykeltıraşlar için bulunmaz cennet olduğunda evim
birilerine karışmaya karar verdim
ikindi vakti yağmur dinince çıkıp baktım
dönebilecek evlere
dinlenilecek limanlara
hepsi heykelleşmiş
hepsi çamur kaplıydı
31 Temmuz 2011 Pazar
29 Temmuz 2011 Cuma
kırmızı döngü
tepemde dönüyorsun
tepemde
o kadar zaman geçiyor ki
o kadar olur
saçlarım bile ağrıyor seni izlemekten
insanlar topluca hareket ediyorlar metroda
kalabalıklarda
onlardan farklı olduğum yanılgısında değilim
boş koltuğu kapabilmek için
ittiriyorum bazen bir kaçını
kapıyla kaldırım arasında sıkışıp kalmaları da umrumda değil
her gün ağır yemekler yiyorum
bol yağlı kepçe kepçe
kolestrol filanmış yalan dolan
fazlası kalp krizi, aşk kerizi
kitapları yarıda bırakıyorum
edebiyatı dizi tadında izliyorum
dört dakikalık reklam aralarına sinirlenip
reklamlarıyla midemi dolduran partiye oy veriyorum
sonra sen geliyorsun
tepemde dönüyorsun
dönmek iyidir diyorsun
saçların kızılımsı
bazen özellikle sabahları
gözlerim hafif aralıkken kırmızı görüyorum saçlarını
durmadan dönüyorsun
sonra yine sabah oluyor
sonra yine kırmızı
tepemde
o kadar zaman geçiyor ki
o kadar olur
saçlarım bile ağrıyor seni izlemekten
insanlar topluca hareket ediyorlar metroda
kalabalıklarda
onlardan farklı olduğum yanılgısında değilim
boş koltuğu kapabilmek için
ittiriyorum bazen bir kaçını
kapıyla kaldırım arasında sıkışıp kalmaları da umrumda değil
her gün ağır yemekler yiyorum
bol yağlı kepçe kepçe
kolestrol filanmış yalan dolan
fazlası kalp krizi, aşk kerizi
kitapları yarıda bırakıyorum
edebiyatı dizi tadında izliyorum
dört dakikalık reklam aralarına sinirlenip
reklamlarıyla midemi dolduran partiye oy veriyorum
sonra sen geliyorsun
tepemde dönüyorsun
dönmek iyidir diyorsun
saçların kızılımsı
bazen özellikle sabahları
gözlerim hafif aralıkken kırmızı görüyorum saçlarını
durmadan dönüyorsun
sonra yine sabah oluyor
sonra yine kırmızı
13 Temmuz 2011 Çarşamba
cam
camdan bir zincirin en güçlü halkası gibiydi
gözleri biraz buğulu çokça aynalarımın gösterisiydi
yansımalarımda kırılırdım
kalkar yürürdü çocukça düşlerim
geçerken saçlarından rayların
kalırdı camdan treninin altında
parçalanmış bedenim bez bebeğin
bin iğne batardı
onarırken parçalarımı
ben iğneleri anardım
salyaları akarken
seni kaçıracak yalanların
bir güneşli güne terk edecektin beni
tenin camdandı
parçalarım sıcak yansımalarda eridi
gözleri biraz buğulu çokça aynalarımın gösterisiydi
yansımalarımda kırılırdım
kalkar yürürdü çocukça düşlerim
geçerken saçlarından rayların
kalırdı camdan treninin altında
parçalanmış bedenim bez bebeğin
bin iğne batardı
onarırken parçalarımı
ben iğneleri anardım
salyaları akarken
seni kaçıracak yalanların
bir güneşli güne terk edecektin beni
tenin camdandı
parçalarım sıcak yansımalarda eridi
31 Mayıs 2011 Salı
hatalarımdan ders almayı küçükken öğrendim
büyüdüğümde hatalarımdan hatalarına ulaşan babil kulesiydi evim
sevdiğini söylemek korkusundan doğmuştun bedenimde
büyüdüğünde saçlarının örgülü zamanlarını özledim
senden uzaklaşan trenlerde kurduğum düşleri
küskün şarkılarla besledim
dalgalarla dövülen kumsalda
parmaklarınla yazdığın bir kaç harftim
susuzluğa dayanamadı içim
ayakların ıslanırken ben silindim..
büyüdüğümde hatalarımdan hatalarına ulaşan babil kulesiydi evim
sevdiğini söylemek korkusundan doğmuştun bedenimde
büyüdüğünde saçlarının örgülü zamanlarını özledim
senden uzaklaşan trenlerde kurduğum düşleri
küskün şarkılarla besledim
dalgalarla dövülen kumsalda
parmaklarınla yazdığın bir kaç harftim
susuzluğa dayanamadı içim
ayakların ıslanırken ben silindim..
22 Mayıs 2011 Pazar
karışıyor demli bir çayda
vapurlarına şarkılar yazmış kesmeşeker
ve bir martı söylerken herkesin bildiği
o ayrılık şarkısını
bir başka 'sevgililer masası'na konu oluyor
türk kahvesi falları
boğaz üşütürken örtüsünden sıyrılmış vücutları
martılar derdi; görmüşler onu, belinde erkek kolu
hele yalnızlık.. kalabalıkken bile bahariye yokuşu
tramvayın sesleri
tütsüsü özlemin kokusu
karışıyor demli bir çayda
kadıköy yağmuru
vapurlarına şarkılar yazmış kesmeşeker
ve bir martı söylerken herkesin bildiği
o ayrılık şarkısını
bir başka 'sevgililer masası'na konu oluyor
türk kahvesi falları
boğaz üşütürken örtüsünden sıyrılmış vücutları
martılar derdi; görmüşler onu, belinde erkek kolu
hele yalnızlık.. kalabalıkken bile bahariye yokuşu
tramvayın sesleri
tütsüsü özlemin kokusu
karışıyor demli bir çayda
kadıköy yağmuru
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)