1 Nisan 2011 Cuma

merhaba öykü,
dört duvarın dört duvaklı ölümü
kış vurmuş sıcak tenine
üşüyor gözyaşların
seni 'yazan' sendin
yanılgılardan seslendin;
"hoşçakal"
hoşça kalamadım..

5 Mart 2011 Cumartesi

..

sana parmaklarım kadar yakınım
her harfi vurduğunda adımları
senden gelmeyen mesajların yokluğundan yalnızım
özgürlük dediğinin bedeli
dört yanı beyaz bir oda
tek bir telefon elimin altında
çalsa da ne sana yararı var ne de bana
cümleler kurmayı unuturken ben
sahte sıfatlar seçmiş insanların arasında
bir parça daha kopuyor hergün
bedenimden
zaman akıyor
ellerimle yarattığım,
sana ulaşmaya çalışan yoluma

6 Şubat 2011 Pazar

mayıs ta gelir elbet..

4 Aralık 2010 Cumartesi

ve midem vuku bulurken
derinlerden gelen çığlının
ağırlığına
ben ağrını taşıyorum karnımda
dönemi dokuz aydan bile fazla süren
bu kadar'sızlamazdı hiç bir adım'
her ay çektiğim anılarının doğuşuna
"içtiğim sigaralar aklıma geliyor.."
desem, kül tablalarını toplasak bir paket etmez
sen bana gözlerin gördüğü büyük dünyanın
ufacık bir karesinden hayır dedin
benim hayırlarım barajı çoktan geçmişti
önüne çıkan herşeyi yerle bir etti

17 Kasım 2010 Çarşamba

açacak

sana açılırsam eğer
yer yerinden oynayacak,
taş taş üstünde kalmayacaktı.
çatısının altında yaşayabileceğimiz bir ev bile olmayacağından
vazgeçtim sana açılmaya çalışmaktan
aradan zaman geçmeden huy edindim bunu kendime
açılmadım kimseye
açılsaydım eğer
hayatınız mahvolacaktı
ben kendimden çok başkalarını düşünürüm çünkü
erken yaşlardan yalan edindim bunu kendime
edinmelerim sürüp gitti
açılacak sözcükleri başkaları seçti

3 Kasım 2010 Çarşamba

korktuğum geceler oldu
sonuçlarına katlandığın insanların
seni yeniden kazanacaklarından dolayı
sözcüklerin büyüsü olmadığını farkedeli uzun zaman olmuştu
diyeceklerimin seni döndüreceği yalanı
üç perdelik oyundu
giriş, gelişme, sonuç
başlangıç cümlelerimse benim
kompozisyon terk
zararlığından yasaklı

22 Ekim 2010 Cuma

bam bam bam!
tek sıra halinde geçiyor tabutlar gözümün önünden
tabut kıyısında güneşlenen bir kaç sahil kaçkını
gökyüzü yağmurlu bugün; yağmur yere düşmekten bıkkın
insanlar kaçışırken ıslaklığından
kaçkınlar kumdan kaleler yapıyorlar çömelmiş yere
kalelerden tabutlar çıkıyor
tabutlar kırmızı kurdelalı
bağlarını çözersem benim olur mu hayalleri
dans eder miydik kumların yağmuru altında
ve çökerken kalelerimiz tanımazlıktan geldiğimiz tanrının
gözyaşlarından
sana söylemek istediklerim var
ama yalnız kalmalıyız
kaleler yıkılırken bir su tabancısı tarafından
sana söyleyeceklerim var
bam bam bam!