16 Şubat 2010 Salı

k.

tanışmadığım bir güneş var
kimileri sıcaklığında ellerini yıkıyorlar
doğum sancısı çeker gibi bulutlar üzerimde
yağmaktan korkuyorlar
sana da olur mu bazen
yatağında yatarken düşlerin karıncalanır..
kapım açık hayaletlerim girsin diye
örtünün altı korkanlar içindir
yerinden kıpırdayamayan vücudum gövde gösterisi
kime neye karşı olduğunu bilemeden
isyan ediyorlar bedenime
gözlerini arıyorum aralarında
yoksun..

var olsaydın
varlığından korkardım..

13 Ocak 2010 Çarşamba

kd

yer yarılıyor yağmur damlaları ile,
sen yoksun..
kadıköyün sureti vuruyor camdan yüzüme
yüz hatlarımda yaşlılığı hissediyorum.
insanlar tanışıyorlar
kesişiyor yolları bir kadıköy durağında
benimse gözlerim yansıyor yolculuğu ayıran camlarda
gözlerim, yalnız..
alt geçitlerin karanlığı huzur vermiyor artık
ne de boş sokaklar; kalabalık olsunlar diye bağırıyorum
çünkü sen yoksun..
bir başka hayatla
bir başka yolculuğa yol alıyorsun..

10 Ocak 2010 Pazar

sana kırılmadım ben
kırgınlıklarım iki heceden ibaret
içinden harfler seçsende bulamazsın kendini
sadece
bir sonraki geceye geç kalacaktım
rasgele harfler seçtim aceleile
rastgelsin diye
kendini bulma çabaların

y

yalnızlığım
cebinde ki bozuk paralar
harcadığın her yolculuğun sırasında
yalnızlığım
kitap rafında
sayfaları sararmış okumadığın, okumayacağın kitabın
yalnızlığım
fark edilebilir değil sana
çantanda başka yalnızlıklar
dolaşıyorsun
geçtiğim,
sonra dönüp geri bakamadığım
sokaklarda

25 Aralık 2009 Cuma

odamın kapısı kapalı iken müzik dinlemeyi severim ben
yalnızlığımla dans ettiğimi bilmesin insanlar..

nemelazım..

20 Aralık 2009 Pazar

son bir kaç aydır tekrarladığım rutin bir gidişat var. sabah 8 de kalk sonra aman ve of'lar senfonisi eşliğinde, yavaş hareketlerle saati 9 et evden çık aynı yollardan, önce caddeden okula giden yoldan alt geçide sonra geçite girmeden tren yolunun yanından büronun olduğu yere git öğleni bekle akşamı bekle eve gel. farkettim ki pek de bir zevk verdiği yok bana bu işin. kendi zamanımı karalıyorum yine. akşamlara da diziler serpiştirdim-sanki hiç yapmadığım şeymiş gibi- haftaları ayları geçiriyorum böylece. radikal karar vermek bir yana dursun 1 ocak itibariyle bu talihsiz günlerime elveda diyeceğim. ha yeni gelen gün iç sıkıntısı bişeyler yapma isteği ve tam evden çıkıcakken gökyüzüne veyahut dışarı bakıp 'ulan çok da soğuk ne işin var dışarda' larla geçicek muhtemelen ama bu yaratacağım büyük boşluğu faideli bilgilerle doldurmayı düşünüyorum. özellikle rutine bağladığımdan yazma çizme işlerini geri plana itmiştim onlara dönücem sanırım. ayrıyetten üstümdeki ölü toprağını atmam gerekiyor bunun için çaba sarfedicem.gelecek planları arasında bunlar duruyor şimdilik.
haber bültenleri bana 'yıllanmaktan' bahsedecek yine ama.. varsın olsun..
kimin umrunda..
- birde moda seni özledim en yakın zamanda gelip çay bahçesinde buz keserekten bir çayını içicem bunuda not düşiyim buraya-

2 Kasım 2009 Pazartesi

şık görünmeyen bir kızla yarışıyoruz yolda
ayağında tabanı rahatsız bir ayakkabı
o hızlı,
benim bacaklarım ondan fazla ağrıyor
ıslak yollara vitrinlerin ışığı vuruyor
görünür görünmez gölgelerimiz yan yana
kimi zaman ayrı
aynı sokaklara dönüyoruz kendimizi kandırmadan
birbirini takip etmenin rahatsızlığı
geçmişten bir kare getiriyor gözlerimin önüne

bir
tren yolu altı

aynısı değil yaşadığım farklı yönlere kaçmak isteği
ağır basıyor..
sonra karşılaşıyoruz tekrar yolum üstünde
yağmur yağıyor
o kaçmıyor;
ben kaçıyorum.
boğaya doğru çıkan bir otobüs camı
trafik ışıkları önce cama sonra gözlerime yansıyor
hafif buğulu cam
yeşil veya kırmızı

bacaklarım ağrıyor..