25 Aralık 2009 Cuma

odamın kapısı kapalı iken müzik dinlemeyi severim ben
yalnızlığımla dans ettiğimi bilmesin insanlar..

nemelazım..

20 Aralık 2009 Pazar

son bir kaç aydır tekrarladığım rutin bir gidişat var. sabah 8 de kalk sonra aman ve of'lar senfonisi eşliğinde, yavaş hareketlerle saati 9 et evden çık aynı yollardan, önce caddeden okula giden yoldan alt geçide sonra geçite girmeden tren yolunun yanından büronun olduğu yere git öğleni bekle akşamı bekle eve gel. farkettim ki pek de bir zevk verdiği yok bana bu işin. kendi zamanımı karalıyorum yine. akşamlara da diziler serpiştirdim-sanki hiç yapmadığım şeymiş gibi- haftaları ayları geçiriyorum böylece. radikal karar vermek bir yana dursun 1 ocak itibariyle bu talihsiz günlerime elveda diyeceğim. ha yeni gelen gün iç sıkıntısı bişeyler yapma isteği ve tam evden çıkıcakken gökyüzüne veyahut dışarı bakıp 'ulan çok da soğuk ne işin var dışarda' larla geçicek muhtemelen ama bu yaratacağım büyük boşluğu faideli bilgilerle doldurmayı düşünüyorum. özellikle rutine bağladığımdan yazma çizme işlerini geri plana itmiştim onlara dönücem sanırım. ayrıyetten üstümdeki ölü toprağını atmam gerekiyor bunun için çaba sarfedicem.gelecek planları arasında bunlar duruyor şimdilik.
haber bültenleri bana 'yıllanmaktan' bahsedecek yine ama.. varsın olsun..
kimin umrunda..
- birde moda seni özledim en yakın zamanda gelip çay bahçesinde buz keserekten bir çayını içicem bunuda not düşiyim buraya-

2 Kasım 2009 Pazartesi

şık görünmeyen bir kızla yarışıyoruz yolda
ayağında tabanı rahatsız bir ayakkabı
o hızlı,
benim bacaklarım ondan fazla ağrıyor
ıslak yollara vitrinlerin ışığı vuruyor
görünür görünmez gölgelerimiz yan yana
kimi zaman ayrı
aynı sokaklara dönüyoruz kendimizi kandırmadan
birbirini takip etmenin rahatsızlığı
geçmişten bir kare getiriyor gözlerimin önüne

bir
tren yolu altı

aynısı değil yaşadığım farklı yönlere kaçmak isteği
ağır basıyor..
sonra karşılaşıyoruz tekrar yolum üstünde
yağmur yağıyor
o kaçmıyor;
ben kaçıyorum.
boğaya doğru çıkan bir otobüs camı
trafik ışıkları önce cama sonra gözlerime yansıyor
hafif buğulu cam
yeşil veya kırmızı

bacaklarım ağrıyor..

6 Ekim 2009 Salı

baktığım yerden dünya dönmüyor
-bir illüzyon-
dönen gözlerim;
dönen, sen değilsin..

4 Ekim 2009 Pazar

peki ben sana ne yaptım ?
yapamadıklarım çığ gibi büyürken gardrobumda
suskunluk demirden miğfer yüzümde
sesimi duymama sebebin..
korkuların beni görünce büyür
büyüdüğü gibi düşlerimizin
zamanım kayboldu
hükümsüzdü
hüküm senin..
sen başka zamanların girdabında yatarken
uykun kaçtığında hatırlarsın belki;
gece karanlık
ne bir ses var
ne de ışık..
bırak gizli kalsın o defter..
zaten ne sana ne de bana
satırlarında yer ayırıyor artık

tek bir hece bile olabilseydik
işte o zaman
satırların için kavga ederdim.

19 Eylül 2009 Cumartesi

oda

ve bir sabah uyandığında kendini buldu '..
odasının kapısı kapalı
ters dönmeleri sancılıydı
açmasınlar diye bekledi kapısını
ne açılmak istiyordu
ne açıkta kalmak

rüyaları ihanet etti kendisine
çocuklar vardı önceden
toplanıp hayalden şatolara saldırırlardı
o çocuklardan da olmadı
suçu neydi? böyle kalmasının.. sebebi ?

açlığını bastırdı
nicedir gördüğü sadece boş duvardı
kapı aralanırdı kimi zaman
boş bir rüzgar
hoş bir serinliğin
kırıntılarından ayrılıp ona uğrardı

sonra uyudu bir gün
rüyasında bembeyaz ormanın tek yeşil insanıydı
koştu beyazın karartılarının dibinden
bir yeşil daha görmek için yeniden
ayağı takıldı
yuvarlandı
gözlerini açtığında..
bir sabah odasındaydı
yeşile boyalı penceresinden kulaklarına gelen
'siz olmasanızda kendime yeterim ben'