4 Ekim 2009 Pazar

peki ben sana ne yaptım ?
yapamadıklarım çığ gibi büyürken gardrobumda
suskunluk demirden miğfer yüzümde
sesimi duymama sebebin..
korkuların beni görünce büyür
büyüdüğü gibi düşlerimizin
zamanım kayboldu
hükümsüzdü
hüküm senin..
sen başka zamanların girdabında yatarken
uykun kaçtığında hatırlarsın belki;
gece karanlık
ne bir ses var
ne de ışık..
bırak gizli kalsın o defter..
zaten ne sana ne de bana
satırlarında yer ayırıyor artık

tek bir hece bile olabilseydik
işte o zaman
satırların için kavga ederdim.

19 Eylül 2009 Cumartesi

oda

ve bir sabah uyandığında kendini buldu '..
odasının kapısı kapalı
ters dönmeleri sancılıydı
açmasınlar diye bekledi kapısını
ne açılmak istiyordu
ne açıkta kalmak

rüyaları ihanet etti kendisine
çocuklar vardı önceden
toplanıp hayalden şatolara saldırırlardı
o çocuklardan da olmadı
suçu neydi? böyle kalmasının.. sebebi ?

açlığını bastırdı
nicedir gördüğü sadece boş duvardı
kapı aralanırdı kimi zaman
boş bir rüzgar
hoş bir serinliğin
kırıntılarından ayrılıp ona uğrardı

sonra uyudu bir gün
rüyasında bembeyaz ormanın tek yeşil insanıydı
koştu beyazın karartılarının dibinden
bir yeşil daha görmek için yeniden
ayağı takıldı
yuvarlandı
gözlerini açtığında..
bir sabah odasındaydı
yeşile boyalı penceresinden kulaklarına gelen
'siz olmasanızda kendime yeterim ben'

21 Ağustos 2009 Cuma

yol.

korkunç bir tufanın
sakin kıyılara vurduğu rüzgardı
yalanlarımız..
kuytulara çekilmiş hecelerimiz
beyaz bulutlara yapışmış
dolanıyor üzerimizde.
inatçı rüzgar dağıttığında
beyazlarını
mavi gökyüzünden;
korkuyorum.
yeniden,
yol bulabilecek miyiz
birbirimize ?

18 Ağustos 2009 Salı

sıradan olmamak adına
sıradanlığa sarılmak
işte içinden çıkılmaz tüm mesele bu..

29 Temmuz 2009 Çarşamba

gidiş

gidişini bekledim ben
dört duvar,
toplamda sekiz ayakkabı
iki balkonlu bir evde.
balkonu adalara bakardı;
hiç adlarını ezberleyemediğim adalar..
bazen vapur geçerdi gözlerimin önünden
sonsuz mavide süzülen balon gibi
kim bilir nerede
hangi zaman ve mekanda
birilerinin elinden kayıp gitmiş
bir balon gibi.
içinde taşıdıkları benim için
korkuluk sınırları kadardı.
keşfetmeye çalışsam düşücektim boşluğa.
gidişini bekledim o yüzden
korkuluklardan bakmak daha kolaydı sana
adımımı atsam düşücektim çünkü
gülümseyen bir martı gibi;
sana, adalarına, vapuruna, maviliğine
ben giderken
sen bakacaktın
gözleminin dar olduğu
akşam güneşi vuran
balkonundan
adlarına

18 Temmuz 2009 Cumartesi

dalga

şimdilik yitik bir oyun var elimizde
en güneyinden doğusuna kıtalarımızın
düşüncesizce yazılmış yazılarımız siliniyor
dalgalar vurdukça yazıların üzerine
bir yelkenli de umutlarımız
sallanıyor bir göğe bir derinlere
canımız yanıyor; neşeleniyoruz izledikçe
buluncaya kadar yeni kıtaları
bizde dalgalanıcaz dalganın köpüklerinde