27 Ağustos 2008 Çarşamba

çalgıcı algı

hanginizin dama taşını çaldım söyleyinde bende
kurtulayım sizde
kurtulmassam eğer ikiyüzlülüğünüzden
sona kalan 4 taşımla
gerçekten damalarınızı alıcam elinizden..

yüzden geriye


on kere on
eşittir
günün anlam ve önemine
beni köyümün yağmurlarında yıkamasalar bile
ahdım olsun ki cips yicez şehrimin kıyılarında

*
^^

23 Ağustos 2008 Cumartesi

kayıp ilanı

odamda bir sürü bomboş cd var
çoğunluklar sıralarını kaybediyorum
içlerine oyun yazılmaya çalışılmış ama yanmış bi dolu cd mesela
yada audio trackten bozma şarkıları alırken yazım hataları sahip cd ler
bunların arasında *yanlışlıkla karışmış iyi denebilecek* dividiler
dağınıklığım kendime ibaret tabi
arada hunharca toplanıyorlar bi yere
ama bu seferde dağınıklığımın topluluğunu ben bulamıyorum
hoş olmuyo.neyse diyceğim o ki çok fazla eski resim ses mes ıvır zıvır kaydı
olan cdlerimi kaybettim. hükümsüzdür.

19 Ağustos 2008 Salı

..

misak-ı beden sınırlarımız içine hiç bir canlı giremez
gelip geçici işgaller aslında dış mihraklara fetihlerdir

olay örgüleri örümcek ağı gibi değildir esasen
ne bir muntazamlık ne de hafiflik vardır üzerinde

11 Temmuz 2008 Cuma

kir

eğer bir kapıyı açarsan
kapattığında bileceksin herşey içerde kalacak
yönlerini seçemiyorsan söylediklerinin
ağzına bir bant yapıştırmalısın
sözlerin yapışsın üstüne
kirlenmeden önce
sen ..
kimseyi kirletmeden önce.

5 Temmuz 2008 Cumartesi

hjk

bir perşembe akşamı
yağmurluydu dışarısı
elinde bırakılmış yalnızlığı
gözleri buğulu
anlamadan izledi
geçip giden insanları

iki sokak ötede
ayakları yürümekten karıncalanmış
gözleri nemli belki de
bir hayat akıp gidiyordu
ondan ters yöne

usulca dinledi yağmuru
yere her vuruşunda damlaların
parçalanan her hayat gibi
dağılırken yeryüzüne damlalar
unutmaya çalıştı yaşadıklarını

korkunç bir seldi
sonra onu alıp götüren
götürürken sürükleyen
sürüklendikçe batan
kendisiydi

bir elinde yaşanmışlıkları vardı
diğerine tezat
yalnızlıklar yaşananların armağanıydı
koparıp atamazdı ki elini
o oradaydı

sıktı yumuruklarını
unutmak için herşeyi
kaldırıma oturdu
cebinde kalan sigarası
sonuncuydu

cümlelerini dökerken
su birikintilerine
her kelimesinde
bir insan girdi içerisine

kopup giden gün
yağmuru dindirirken
bıraktı düşünmeyi
sıkılmış avuçları kanarken
ne yalnızlığı ne de yaşanmışlıklar
ne iki sokak ötede olanlar
var olacaktı geleceğinde..